23 Şubat seçimlerine ‘Almanya nasıl kurtulur?’ sorusu damgasını vuracak

2025 yılının ilk ayında, Avrupa’da gündemi en çok meşgul eden konulardan biri, 23 şubat 2025 tarihinde yapılacak Almanya seçimleridir. Doğal olarak, Almanya başta olmak üzere, diğer Avrupa ülkelerindeki siyaset uzmanları, şubat ayında yapılacak Almanya seçimlerini yorumluyorlar. Yorumlar arasında dikkat çeken nokta, bu seçimlere “Almanya’nın kurutuluşu”  olarak bakılmasıdır. Yani, Alman ekonomisinin, İkinci Dünya Savaşı sonrası tarihinin en büyük krizini yaşamakta olması, şubat seçimlerine damgasını vuracak. Diğer taraftan Avrupa ülkelerinde de görüldüğü gibi, Almanya’da da aşırı sağın hızla büyümesi, ülkede tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gösterirken, bu gelişmenin seçim sonuçlarına yansıması kaçınılmaz olacak. Bu gelişmeler yanı sıra, Almanya seçimlerine küresel bir ilgi var. Bir taraftan, X’in (eski Twitter) sahibi Elon Musk’ın, Almanya’daki aşırı sağcı AfD partisini destekleyen açıklaması, diğer taraftan sosyal medya platformu olan TikTok’un, Alman seçmenleri için kullanılması, bu  seçimlerin önemini göstermektedir. Bu makalede, siyaset uzmanlarının yorumlarından hareketle, seçimler ve Almanya’nın kurtuluşu, aşırı sağ ve diğer partiler arasındaki mücadele, Alman ekonomisinin krizleri ve seçimlere etkisi yanı sıra, Almanya Türklerinin siyasal katılım ve seçim davranışı ele alınacaktır.

Seçimler ve siyasi tablo  

Almanya seçimleri, normal şartlarda eylül ayında yapılacaktı, 2004 yılının kasım ayında hükümetin düşmesiyle, 23 Şubat 2025 tarihinde erken seçim yapılıyor. Bu durum siyasi partilerin, Alman seçmeni üzerinde kısa sürede etkili olmaları ve oylarını almaları için ikna etmelerini gerektiriyor. Partilerin kısa bir dönemde seçim kampanyaları için 100 milyon Euro harcama yapmaları bekleniyor.
23 Şubat Almanya seçimlerini genel hatlarıyla; göç ve entegrasyon, ekonomi, iklim değişikliği ve çevre politikaları, sağlık, eğitim, iç güvenlik, sosyal adalet ve eşitsizlik gibi konular belirmektedir.

Hollanda Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Clingendael’dan, Almanya uzmanı ve tarihçi René Cuperus, bu seçimlerin, Almanya’nın nasıl ‘kurtarılabileceği’ sorusu etrafında şekillendiğine dikkat çekerken, “CDU’nun anketlerde iyi gittiğini, büyük Alman şirketlerinin, yüksek enerji maliyetleri ve Çin ile Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen rekabetle karşı karşıya olduklarını” söylüyor.

CDU’nun ekonomiyi yeniden canlandırma yönünde iddialı planları olduğunu belirten Almanya uzmanı Cuperus, örneğin yeni lider Friedrich Merz’in, daha az bürokrasi ve şirketler için vergi indirimleri istediğini söylüyor. Merz, şirketlerin yatırım yapabilmelerini savunduğunu seçim kampanyasında da açıkça ilan etmektedir. Uzmanı Cuperus’a göre Merz, köklü bir Alman siyasetçisi.
Cuperuz Merz için, “Yıllarca Angela Merkel ile CDU parti liderliği için mücadele etti. Kampanyasında ekonomik liberal, kültürel olarak muhafazakar ve göç konusunda sert bir üslup sergiliyor. Bu konuda Merkel’i geçiyor. Avrupa’da daha sıkı göç kurallarını savunuyor ve örneğin çifte vatandaş olan cihatçılardan Alman vatandaşlığını geri almak istiyor”, diyor ve şöyle devam ediyor: “Merz, Merkel döneminde hatalar yapıldığını düşünüyor ve bunların düzeltilmesi gerektiğine inanıyor.”

Seçim sonrasında, Berlin’de hangi partilerin koalisyon kuracağı belli olmasa da, CDU ile SPD’nin muhtemel bir koalisyon hükümeti kurmaları bekleniyor. Cuperus’a göre, Almanlar küçük partilerden oluşan bir koalisyon hükümetine sıcak bakmıyorlar. Seçim barajının yüzde beş olması, liberal FDP’nin bu barajı geçip geçmeyeceği merakını uyandırıyor. FDP lideri Lindner, hükümeti bırakmasından dolayı pek popüler değil. Partinin oyu ise, anketlerde yüzde üç görünüyor. Sosyalist Die Linke partisi için de seçimlerin oldukça zor geçeceğini söyleyen Cuperus, bu partinin bir çok seçmeninin geçen yıl kendi partisini kuran Sarah Wagenknecht ile birlikte hareket etmesiyle, bu liderin anketlerde yüzde yedi oranına çıktığına dikkat çekiyor. 23 Şubat seçimleri, liberal FDP ve sosyalist Die Linke için oldukça riskli bir seçim olacak. Diğer taraftan, AfD’nin de işinin kolay olmadığını belirten Cuperus, hiçbir partinin AfD ile koalisyona yanaşmadığını, bunun da ileride AfD’yi büyüteceğini söylüyor.

Alman ekonomisi ve seçimler

Alman ekonomisi, 23 Şubat seçimlerini etkileyecek en önemli faktörlerden birisi olarak görünüyor. Zira, Almanya ekonomisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası tarihinin en büyük krizini yaşıyor. Handelsblatt Araştırma Enstitüsü (HRI), bu yıl Almanya ekonomisinin yeniden küçüleceğini öngörüyor. Bu durum, Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en uzun ekonomik krizine doğru yavaş ama emin adımlarla ilerlediği anlamına geliyor. Enstitü’nün uzman ekonomistleri, bu yıl %0,1’lik bir küçülme öngörüyor. Bu %0,1’lik küçülmenin, 2023 ve 2024 yıllarında ekonominin sırasıyla %0,3 ve %0,2 oranında daralmasının ardından gerçekleşti.

HRI’nin uzman ekonomisti Bert Rürup’a göre: “Alman ekonomisi savaş sonrası tarihin en büyük krizinde. Pandemi, enerji krizi ve enflasyon, Almanları ortalama olarak daha yoksul hale getirdi”.

23 Şubat’ta yapılacak Bundestag seçimleri öncesi, sıkça tartışılan Alman ekonomisinin zor günler geçirdiğine dikkat çeken, Almanya Enstitüsü çalışanları Wiebke Pittlik ve Saul Kennedie, Alman ekonomisinin karşı karşıya kaldığı sekiz ana sorunu analiz etmişler. Bu sorunların başında, Alman ekonomisinde önemli bir sektörü oluşturan ‘otomotiv sanayi’ geliyor. ‘Enerji değişi’, ‘jeopolitik gerginlikler’, ‘yoğun ve gereksiz bürokrasi’, ‘dijitalleşme’, ekonomiye para pompalanmasının olmaması yani ‘borç freni’, halkın ekonominin kötüye gitmesine inanması ‘iç talep’ ve ‘iş gücü eksikliği’ de Alman ekonomisinin diğer sorunlarıdır.

Almanya Türkleri ve siyasal katılım

Almanya Türkleri de, diğer Avrupa ülkelerindeki Türkler gibi, siyasi katılım mücadelelerine iki ana yoldan devam ediyorlar. Bunlar: Alman ana akım siyasi partiler içerisinde verilen mücadele ve kendi siyasi partilerini kurarak verilen mücadele.
Birinci yol; Hıristiyan Demokratlar, Sosyal Demokratlar, Sosyalistler, Liberaller ile birlikte Alman siyasi partilere üye olarak ve aday olarak verilen siyasi mücadele oldu. Bu yolun kendine göre bir takım zorlukları oldu. Aday olan Türk kökenliler, yer yer özellikle Türkiye merkezli meselelerde parti politikalarıyla ters düştüler. Ters düşenler, ya kendileri ayrıldılar ya da parti onları yavaş yavaş dışladı. Böyle ikilemli bir yapıya rağmen ana akım partilerde kalan ve siyasi mücadele veren Türk kökenliler bulunmaktadır. Nitekim, Ali Ertan Toprak CDU’da, Ali Şimşek SPD’de, Filiz Demirel ve Yusuf Uzundag Grüne’da, Cansu Özdemir ve Deniz Çelik Die Linke’de, Metin Kaya BW’de, Mehmet Yıldız Bündnis für Frieden und Sizale Grechkeit’de ve Kubilay Dertli FDP’de siyaset yapmaya devam ediyorlar.

Siyasi katılım  mücadelesinde takip edilen diğer yol, yeni siyasi partiler kurarak

yola devam etmek, Almanya Türkleri için iki siyasi parti ortaya çıkardı: BIG ve

DAVA partileri.

BIG Partisi; Yenilik ve Adalet Partisi, Bündnis für Innovation & Gerechtigkeit

BIG, 21 şubat 2010 tarihinde Almanya’nın Köln kentinde kuruldu. BIG,

Almanya’nın 9 eyaleti ve 40 kentinde teşkilatlandı. Kurulduğu tarihten itibaren, 45 yerel, 9 eyalet, 1 federal, 1 Avrupa Parlamentosu olmak üzere 56 seçime girmiş olan BIG Partisi, Almanya genelinde 10 belediye meclis üyesine sahip. Farklı ulus ve kültürlerden üyeleriyle, çok kültürlü ve çoğulcu bir parti olan BIG’in genel başkanlığını Haluk Yıldız yürütüyor. Partinin kuruluş nedenini kısaca başkan Yıldız şöyle açıklıyor: “Şimdiye dek mevcut sistem partileri büyük bir çoğunluğumuzun ne kimliğini, ne değerlerini, ne de siyasi görüşünü temsil ettiler; bırakın temsil etmeyi, bunlara değer bile vermediler”. Adalet kavramına ve değerine vurgu yapan BIG, adaletin dini, dili, ırkı, rengi olmadığını, herkesin eşit bir şekilde var olması gerektiğini savunmaktadır. Fırsat eşitliği, sosyal adalet, siyasi temsil gibi değerleri çıkış noktası olarak gören BIG, Almanya’da yaşayan 190 farklı kimlik olduğunu, bu kimliklerin korunması gerektiği, din, dil, kültür ayırımı yapılmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Almanya Türklerinin kurmuş oldukları ikinci parti, “DAVA”: “Çeşitlilik ve Uyanış için Demokratik İttifak”, 7 Ocak 2024 tarihinde , Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi, Frankfurt’ta kuruldu. DAVA’nın genel başkanlığına gazeteci Teyfik Özcan getirilirken, genel başkan yardımcılıklarına Dr. Ali İhsan Ünlü , ⁠Dr. Mustafa Yoldaş ve Avukat Fafih Zingal getirildi. Yönetim kurulu, ⁠Çetin Yazıcı, ⁠Hakan Yazanel ve ⁠İhsan Kılıç’tan oluşmakta. DAVA’nın kuruluş amacı şöyle tanımlanmakta: Farklı ülkelerden Almanya’ya gelmiş yabancı kökenli tüm vatandaşların demokratik zenginliğe aktif katılım sağlamaları için, kendilerini daha iyi ve herhangi bir kaygı taşımadan ifade edebilmeleri için kurulmuş bir partiyiz”. DAVA kurulduğundan hemen sonra Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılmış ve 150 bin oy alarak bir çok küçük ölçekli siyasi partinin önüne geçmiştir.


Almanya Türklerinin siyasi katılım serüveni kısaca bu şekilde olup, özellikle çifte vatandaşlık hakkını kazanan Almanya Türklerinin seçimlerde sandığa gitme oranı maalesef yüzde 20’lerle sınırlık kalmaktadır.

Sonuç

Federal Almanya, bir taraftan siyasilere olan güvensizliğin zirve yaptığı, diğer taraftan İkinci Dünya Savaş’ından sonra en büyük ekonomik krizin söz konusu olduğu, aşırı sağ partinin oylarını arttırdığı bir dönemde, 23 şubat seçimlerine gidiyor. Uzmanların da dikkat çektiği şubat seçimlerinin önemi sadece Almanya ile sınırlı değil. Küresel bir öneme sahip. Küresel şirketlerin daha iyi konumlamasını destekleyen aşırı sağ parti AfD’nin Amerikalı milyoner Alon Musk tarafından desteklenmesi, Almanya seçimlerinin önemini ortaya koymaktadır. Bazı uzmanlar da, Elon Musk gibilerin zayıflamış bir Avrupa istediklerini, dolayısıyla Avrupa’da aşırı sağ partileri desteklediklerini ve Avrupa’nın iç sorunlarla uğraşmasını, belirtiyorlar. Almanya’nın siyasi fotoğrafından, 23 seçimleri sonrası Berlin’de koalisyon hükümeti beklentisini arttırmaktadır. İşte bu şartlarda, seçimlerde oy kullanmanın önemi bir defa daha ortaya çıkmaktadır. Seçimlerde 9 milyon göçmen kökenli Alman vatandaşının oy kullanması, ki bunun neredeyse 1,5  milyonu Almanya Türklerinden oluşuyor, Berlin’de kurulacak koalisyon hükümetini belirleyecek bir güç anlamına gelmektedir. Kampanya döneminin kısa olması, Türk kökenli seçmene Almanya seçimlerinin öneminin anlatılmasına fırsat vermeyecektir. Ancak, geçmiş yıllarda yaşanan seçim tecrübelerinden de hareketle, özellikle Türk seçmenlerine yönelik yapılacak seçim davranışı çalışmaları, seçim takvimine bağlı olmadan yapılmalıdır. Siyasi katılım mücadelesinin bir kültür meselesi olduğu düşünülerek, Avrupalı siyasilerin yaptıkları gibi, vatandaşın siyasi aktifliğinin ve ilgisinin canlı tutulması ve beslenmesi için özel ve sivil siyasi kuruluşlar hayata geçirilmelidir.

Veyis Güngör
REFERANS SAYI 73 – 2025

Kaynakça

Hanegreefs, S. (2024). Ook op TikTok is strijd om Duitse kiezer losgebarsten. 11 januari 2024 https://www.bnr.nl/nieuws/internationaal/10564684/ook-op-tiktok-is-strijd-om-duitse-kiezer-losgebarsten

BNR Webredactie, (2024). Duitse economie in grootste crisis in naoorlogse geschiedenis. 6 januari 2024 https://www.bnr.nl/nieuws/economie/10564220/duitse-economie-in-grootste-crisis-naoorlogse-geschiedenis


Pittlik, W., Kennedie, S. (2024). Waar gaat het mis in de Duitse economie? 16 januari 2025 https://duitslandinstituut.nl/artikel/61788/waar-gaat-het-mis-in-de-duitse-economie


Damsteeg, M. (2024). Duitse verkiezingen gaan over ‘de redding van Duitsland’. 12 januari 2024 https://www.bnr.nl/nieuws/internationaal/10564720/duitse-verkiezingen-gaan-over-de-redding-van-duitsland

Scroll naar boven
Scroll naar top